Perşembe, Ocak 05, 2012

Zaman

Geçmiş, bugün ve gelecek... Hepsini peş peşe dizip dümdüz bir çizgi çiziyoruz. Bu yüzden geçmişin geçip gittiğine, geleceğin henüz gelmediğine inanıyoruz. Ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. Ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhoştur. (.......) Keşke zaman hiç ayılmasa. Düz çizgide dümdüz yürümeyi bir türlü başaramasa. Keşke hep yalpalasa, saçmalasa, parçalasa. Biz de bakıp bakıp yaptıklarını kınasak ve bir daha hiçbir şeyimizi ona havale etmeye kalkmasak... (........) Evet, keşke ayılamasa zaman. Bol bol yanlış yapsa... Önceden yaptığı hiçbir plana uymayı beceremese... Yanlışlarının hep sonradan farkına varsa... İş işten geçtikten sonra. Kendine geldiğinde gene geç kaldığını anlasa. Yetişemese kendi hızına. Yetişmekten vazgeçip gerisingeri dönse, tam ters istikamete. Önce geleceğini harcasa kuruş kuruş. Sonra teselli arasa yeniliklerde. Derken geçmişe gelse sıra. Bir türlü eskitemediğimiz eskiye. Kussa bütün benliğini, bütün bildiklerini. Geçmişin sırası altüst olsa.... Sıra mıra kalmasa... 

Elif Şafak - Mahrem (sy.178-179)

Hiç yorum yok: